Tek bir sayı yetmez
Vücut kitle indeksi (VKİ; kilonun boyun karesine bölünmesiyle bulunur) 30 ve üzerindeyse obezite sınıfına girilir. Ancak VKİ tek başına sınırlıdır: yağ ile kas kütlesini ayıramaz, yağın nerede toplandığını göstermez. Sporcuda yağı fazla, yaşlıda az tahmin edebilir; Asyalılarda risk daha düşük VKİ’de başlar.
Bu yüzden bel çevresi, bel/kalça ve bel/boy oranı gibi basit ölçümler devreye girer. Bel çevresinin erkekte 102, kadında 88 santimetreyi aşması obezite düzeyinde sayılır; bel/boy oranının 0,5’in üzerinde olması karın bölgesindeki (santral) yağlanmaya işaret eder. Gerektiğinde DEXA (çift enerjili X-ışını absorpsiyometrisi) gibi yöntemlerle yağ doğrudan ölçülebilir. 2025 Lancet Komisyonu da yağlanmanın VKİ’ye ek bir ölçütle doğrulanmasını öneriyor.
Obezite ile ilişkili durumlar ve göreli risk
Değerler sunumda kitaptan aktarılan göreli risklerdir; bir ilişkiyi gösterir, kişiye özel öngörü değildir.
Tek bir suçlu yok
Obezite yalnızca 'az ye, çok hareket et' meselesi değil. Enerji dengesinin yanında genetik (kalıtımın payı %30–50), uyku, bağırsak mikrobiyotası, kullanılan ilaçlar, sigarayı bırakma ve çevre de rol oynuyor. Erişkinlerin %30’u, ergenlerin %69’u yeterince uyuyamıyor. Sunumun ana fikri şu: obezite irade sorunu değil, ömür boyu yönetim gerektiren kronik bir hastalıktır.
Önemli olan yalnızca yağın miktarı değil; dağılımı (karın içi, karaciğer ve kas gibi yerler) ve işlevi. Bu bakış 'adipozite temelli kronik hastalık' terimiyle ifade ediliyor ve damgalayıcı sözcük yerine hastalığın mekanizmasını öne çıkarıyor. Sunum, 'obez hasta' yerine 'obezitesi olan kişi' demeyi öneriyor; çünkü sağlık çalışanının önyargısı bakımın kalitesini düşürebiliyor.
Sonuçları da geniş kapsamlı: tip 2 diyabet, kalp-damar hastalıkları, bazı kanserler, uyku apnesi, safra taşı ve depresyon bunlardan bazıları; 4,5–5,5 kg’lık bir artış bile riski artırabiliyor. Üstelik bir kısır döngü var: diz ağrısı, depresyon ve uyku apnesi hareketi ve uykuyu bozuyor.
Obezite bir irade sınavı değil, uzun soluklu bir yönetim konusu; yaşam tarzı, ilaç ve cerrahi bu yönetimde birbirini tamamlıyor.
Yaşam tarzı: mütevazı başlangıç, vazgeçilmez koruma
Sunuma göre ideal bir diyet yok; sürdürülebilir bir enerji açığı var. Enerji eşitken makro besin dağılımı (karbonhidrat, yağ, protein oranı) kilo kaybını değiştirmiyor. Bitkisel ağırlıklı, az işlenmiş ve enerji yoğunluğu düşük beslenme öne çıkıyor. Hedef gerçekçi olmalı: %3–5 kilo kaybı kalp-damar belirteçlerini iyileştirebilir, %5–10 daha fazlasını sağlar. Beklenti çoğu zaman bundan yüksek olduğu için bunu en başta konuşmak gerekiyor.
Egzersizde ise doz belirleyici. Kilo vermedeki etkisi mütevazı olsa da, kaybedilen kiloyu korumak için haftada 200–300 dakika orta-yüksek şiddette hareket gerekiyor; bu düzeyde 24 ayda %16,8’lik kayıp korunmuş. Direnç egzersizi yağsız kütleyi ve gücü korumaya yardım eder. Yanıt kişiden kişiye de farklı: aynı egzersizle kayıp 3–12 kg arasında değişebiliyor. Bu, biyolojinin payını hatırlatıyor.
Küçük adımlar da sayılıyor. Kısa (10 dakikadan az) hareket dilimleri de önemli; ancak 10 dakika ve üzeri dilimler kilo kaybıyla daha çok ilişkili. Uyku da etkili: 5 günlük uyku kısıtlamasında enerji alımı artmış, tatlı tüketimi %52 yükselmiş.
İlaç ve cerrahi: yaşam tarzının yerine değil, yanına
GLP-1 (glukagon benzeri peptid-1) temelli ilaçlar obezite tedavisini önemli ölçüde değiştirdi. Sunumda bu ilaçlar her zaman yaşam tarzı tedavisine ek olarak anılıyor; VKİ 30 ve üzerinde ya da 27 ve üzerinde olup ağırlıkla ilişkili bir hastalık varsa düşünülüyor. Bir çalışmada ilaç kesildikten 1 yıl sonra kilonun üçte ikisi geri alınmış; bu, obezitenin kronik doğasını hatırlatıyor. Bulantı, kusma, kabızlık ve yağsız kütle kaybı hekimle konuşulması gereken konular. İlaç kararı hekimle birlikte verilir.
Bariatrik (metabolik) cerrahi en etkili tedavi olarak tanımlanıyor, ama bir araç; çare değil. Güncel kılavuzda VKİ 35 ve üzerinde, ek hastalık aranmaksızın düşünülebiliyor. Ameliyat sonrasında vitamin-mineral eksiklikleri, sindirim sorunları ve ruh sağlığı için ömür boyu izlem gerekiyor; kilo geri alımı %20–35 olarak bildiriliyor. Ameliyat kararı da hekimle birlikte alınır.
Karaciğeri unutmamak
Obezitede yağ karaciğerde de birikebilir; bu yüzden MASLD (metabolik disfonksiyonla ilişkili steatotik karaciğer hastalığı: karaciğerde yağlanma ve en az bir kardiyometabolik risk faktörü) akla gelmeli. Sunumda %5 kilo kaybı yağlanmanın azalmasıyla, %7 MASH’in (iltihabın eşlik ettiği yağlanma) gerilemesiyle, %10 ise fibroziste (skarlaşma) gerilemeyle ilişkilendiriliyor. Tedavinin temeli yine yaşam tarzı: Akdeniz tipi, bitkisel ağırlıklı beslenme, egzersiz ve alkolsüzlük; çünkü alkolün güvenli bir düzeyi bulunmuyor.
Daha fazla okuma
- Rippe JM (ed.). Lifestyle Medicine, 3. baskı; Bölüm 36–42
- Rubino F ve ark. Klinik obezite, Lancet Diabetes Endocrinol 2025
- Eisenberg D ve ark. ASMBS/IFSO endikasyonları, SOARD 2022
- Rubino F ve ark. Kilo damgalaması uzlaşısı, Nat Med 2020
- EASL-EASD-EASO MASLD kılavuzu, J Hepatol 2024
Kaynaklar
- Definition and diagnostic criteria of clinical obesity Rubino F ve ark., Lancet Diabetes Endocrinol 2025;13(3):221–262
- Worldwide trends in underweight and obesity from 1990 to 2022: a pooled analysis of 3663 population-representative studies with 222 million children, adolescents, and adults NCD Risk Factor Collaboration (NCD-RisC), Lancet 2024;403(10431):1027–1050
- 2022 American Society for Metabolic and Bariatric Surgery (ASMBS) and International Federation for the Surgery of Obesity and Metabolic Disorders (IFSO): Indications for Metabolic and Bariatric Surgery Eisenberg D ve ark., Surg Obes Relat Dis 2022;18(12):1345–1356
- Joint international consensus statement for ending stigma of obesity Rubino F ve ark., Nat Med 2020;26(4):485–497
- EASL–EASD–EASO Clinical Practice Guidelines on the management of metabolic dysfunction-associated steatotic liver disease (MASLD) EASL, EASD, EASO; J Hepatol 2024;81(3):492–542
Son güncelleme: Ekim 2026